Ana Sayfa Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Yerel Haberler Teknoloji Kim Kimdir?
PFDK’dan Fenerbahçe, Beşiktaş ve Kocaelispor’a Para Cezası
PFDK’dan Fenerbahçe, Beşiktaş ve Kocaelispor’a Para Cezası
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya, Arjantin ve Katar Büyükelçilerini Kabul Etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya, Arjantin ve Katar Büyükelçilerini Kabul Etti
Bakan Tunç: Çözüm Yeni ve Sivil Anayasa
Bakan Tunç: Çözüm Yeni ve Sivil Anayasa
Aralık 2025 Sanayi Üretimi Verileri Açıklandı
Aralık 2025 Sanayi Üretimi Verileri Açıklandı
İnşaat Maliyet Endeksinde Yıllık Artış Yüzde 24’ü Aştı
İnşaat Maliyet Endeksinde Yıllık Artış Yüzde 24’ü Aştı

Talat Paşa Aydemir

BEKLEMEK, GERİ ÇEKİLMEK VE SABIR: ANKARA’DA KARARIN SESSİZ YÜZÜ
28 Şubat 2025 Cuma

Karar verme ahlâkı, yalnızca harekete geçme cesaretiyle ölçülmez. Bazen asıl ahlâk, harekete geçmemeyi bilmektir. Türk tarihinin birçok döneminde devletler, yanlış zamanda verilen kararlar yüzünden yıpranmıştır. Ankara’nın ayırt edici vasfı, bu yanlış zamanlamanın bedelini bilen bir merkez oluşudur. Bu şehirde karar, çoğu zaman ilerlemek değil; beklemek, geri çekilmek ya da sabretmek şeklinde tezahür etmiştir.

Beklemek, siyasette en zor kabul edilen tutumlardan biridir. Çünkü bekleme, güçsüzlükle karıştırılır. Oysa Ankara’nın tarihî tecrübesi, beklemenin çoğu zaman yıkımı geciktiren değil, yıkımı engelleyen bir tutum olduğunu göstermiştir. Bu tutum, ani zaferlerin cazibesine kapılmamayı, geçici başarılar uğruna kalıcı riskler almamayı gerektirir. Ankara, bu gerekliliği içselleştirmiş bir merkezdir.

Geri çekilme de benzer şekilde yanlış anlaşılır. Geri çekilmek, çoğu zaman teslimiyet olarak görülür. Oysa tarih, ölçüsüz ilerlemelerin nasıl ağır yenilgiler doğurduğuna dair örneklerle doludur. Ankara’nın karar ahlâkı, geri çekilmeyi bir yenilgi değil; yeniden konumlanma olarak ele alır. Bu yaklaşım, devletin tüm gücünü tek bir hamlede tüketmesini engeller. Gücün korunması, bazen kullanılmamasını bilmeyi gerektirir.

Bu bağlamda Ankara’nın tarih boyunca üstlendiği rol, saldırgan bir merkez olmaktan ziyade dengeleyici bir merkez olmaktır. Burada kararlar, çoğu zaman uçların baskısını sınırlamak amacıyla alınmıştır. Uçlar, coşku üretir; merkez ise ölçü koyar. Ankara, bu ölçüyü koyabilme yeteneği sayesinde tarih sahnesinden çekilmemiştir. Ölçü, heyecanı törpüler; ama devleti ayakta tutar.

Sabır, Ankara’nın karar ahlâkının üçüncü temel unsurudur. Sabır, pasif bir bekleyiş değildir. Sabır, zamanı kendi lehine çevirebilme iradesidir. Ankara’da sabır, plansız bir duraklama değil; hesaplanmış bir bekleme biçimidir. Bu bekleme, devletin kendi kapasitesini yeniden tartmasına imkân tanır. Sabır, bu yönüyle bir erdem olduğu kadar bir stratejidir.

Ankara’nın bu tutumu, özellikle büyük kırılma dönemlerinde belirginleşmiştir. Devletin çözülme emareleri gösterdiği anlarda, aceleci kararlar yerine beklemeyi tercih etmek, çoğu zaman eleştirilmiştir. Ancak tarih, bu eleştirilerin çoğunu boşa çıkarmıştır. Çünkü bekleme süreci, daha sağlam bir zeminde ilerlemeyi mümkün kılmıştır. Ankara, bu zeminin oluşabildiği bir merkez olmuştur.

Bu şehirde kararlar, duygusal dalgalanmalara teslim edilmemiştir. Coşkuya kapılmak kadar umutsuzluğa sürüklenmek de tehlikelidir. Ankara’nın ağır ve mesafeli havası, bu iki uçtan da kaçınma çabasının ürünüdür. Burada siyaset, bir duygular yarışı değil; sorumluluk muhasebesi olarak yürütülmüştür.

Bu muhasebe, Ankara’nın başkentlik vasfını da belirlemiştir. Başkent olmak, her an karar vermek zorunda kalmak demektir. Ancak bu kararların çoğu, görünmezdir. Beklemek, geri çekilmek ve sabretmek gibi tutumlar, çoğu zaman tarihin satır aralarında kalır. Ankara’nın tarihi, bu satır aralarını okumayı bilenler için anlam kazanır.

Ankara’nın karar verme ahlâkı, bu nedenle gürültülü değildir. Bu ahlâk, yüksek sesle ilan edilmez; sessizce uygulanır. Sessizlik, burada boşluk değil; bilinçtir. Kararların ağırlığı, sessizliği zorunlu kılar. Ankara’nın sessizliği, bu ağırlığın dışa vurumudur.

Bu özellik, Ankara’yı Türk tarihinin en zor ama en güvenilir merkezlerinden biri hâline getirmiştir. Her şehir karar verebilir; fakat her şehir kararının sonuçlarıyla yaşayamaz. Ankara, tarih boyunca bu sonuçlarla yaşamayı göze almış bir merkezdir. Bu göze alış, başkentliğin asıl gerekçesidir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Dağıstan Türkmen
Dağıstan Türkmen
Orta Asya açılımında stratejik bir eşik
İzzet Sevimli
İzzet Sevimli
Tarımda bugün konuşmamız gereken mesele
Talat Paşa Aydemir
Talat Paşa Aydemir
BAŞKENTLİĞİN NİHAİ GEREKÇESİ: KARAR AHLAKININ GELECEĞİ
Erkan Zorlu
Erkan Zorlu
Sessiz izleme çağında istihbarat
Oylum Demiray
Oylum Demiray
Geçiş süreci nasıl olacak?
Ali Kemal Koçak
Ali Kemal Koçak
Eşit yurttaşlık safsatası neyin hesabı
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Türkiye'nin aktif dış politikasını nasıl buluyorsunuz?

Doğru Buluyorum
Yanlış Buluyorum
Fikrim Yok

Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Ana Sayfa Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Yerel Haberler Teknoloji
KünyeKünye FacebookFacebook TwitterTwitter Günün HaberleriGünün Haberleri